İnsan
doğaya sözünü geçirmek yolunda en fazla uğraşı demire
karşı vermiştir ve uzun yıllar boyunca çekiç, demirle
tek baş etme yöntemi olarak görülmüştür.
İlk örneklerinden
biri 4.yy.'a ait Dorset'te bulunan bir pencere parmaklığıdır.
12.yy.'da artık S ve C kıvrımları ferforjenin eskimeyen
dilinin vazgeçilmez sözcükleri arasındadır. Yaprak ve
çiçek motiflerinin plaka demirden ilk örneklerine de
bu yy.'da Almanya'da rastlanır. 14.yy.'da dört yaprak
motifine de rastlamaya başlarız. Bunun erken ve güzel
örnekleri İtalya'da vardır. Demirde bu süslemelerle
üçüncü boyutun da güzelliği katılmış, ışık ve gölge
etkileri olabildiğince kullanılmıştır. Demirin çok kullanıldığı
alanlar olan ocak ve şöminelerde ateşe dayanıklılığın
üstünlüğü nedeniyle döküm ferforjenin yerine geçer.
16. yy.'ın başlarında
ferforjenin en parlak örneklerine İspanya'da rastlanır.
Ferforjenin yeniden doğuşu olarak görebileceğimiz 17.yy.
kendisi de amatör bir demirci olan XIII. Louis'in 1610'da
tahta çıkmasıyla başlar. 18.yy.'da da altın çağ devam
eder.18.yy.'ın sonlarına doğru büyük şehirlere göç,
daha kolay ve ucuz üretilebilen döküm tekniğinin yaygınlaşmasını
getirmiştir. Dökümcülük beraberinde doğal olarak ferforje
ve dökümün bir arada kullanılmasını da gerekli kılmıştır.
19. yy. artık
ferforjeyi tamamen eski bir yöntem olarak görmeye başlamış,
bu anlamda uygulamalar biçim gerektirmedikçe aranmaz
olmuştur.John Ruskin ve William Morris'in felsefesi
ışığında yeşeren Arts & Crafts hareketi ile modern
tekniklere tepkinin doğması, özellikle iç mekan uygulamalarda
ferforjenin 17. Ve 18. yy. çizgisinde gündeme tekrar
gelmesini sağladı.
1. Dünya Savaşı
tüm mimarlıkta durgunluğa yol açarken, günümüze varana
kadar bazı geleneksel uygulamalar ve restorasyonlar
dışında pek yeni örnek ortaya çıkmamıştır.
Ülkelerin gelişmişlik değerlendirmeleri
yapılırken tükettikleri demir çelik miktarı önemli ölçüde göz önüne alınmaktadır.Bu,
tabii ki endüstriyel gelişmedeki yerini ve önemini göstermektedir. Ancak Demir
denilen metalin geçmişteki yeri ve önemi değerlendirildiği zaman bunun sadece
endüstriyel gelişme olarak değil de diğer yönlerinin de açığa çıkarılması gerektiği
ortaya çıkmaktadır.
Demir varolduğu
günden bu yana insanoğlunun savaşta silah, sosyal yaşamda
araç olarak hep yanında ve ilk sırada yer almıştır.
Ortaçağla birlikte demirin sanatsal yönünü keşfeden
insanoğlu, ona verdiği sanatsal biçimlerle bir kere
daha bu metalin ne kadar üstün olduğunu kanıtlamıştır.
Günümüzde endüstriyel
alanda hak ettiği yeri alan demir, sanatsal anlamda
geçmişteki yerine sahip değildir. Soğuk ve sıcak olarak
işlenebilen ve gördüğü ısıl değişimler karşısında çok
farklı özellikler kazanan bu harika metal , gerçek anlamda
işlendiği zaman Rubensin tabloları kadar ilahi öğeler
vermektedir.
Bugün marka olan tüm kurumlar
müşterilerini daha estetik ve dinlendirici mekanlarda
ağırlamak için, masalarından tavan avizelerine kadar
birçok yerde ferforje ürünleri kullanıyorlar. Salonlarda
ferforje konsollar, şamdanlar, kornişler, şaraplıklar
ve çiçekler için ferforje taşıyıcılar var.Ve ferforjenin
cam, ahşap, mermer, seramik gibi aynı şekilde doğadan
gelen ürünlerle yan yana geldiğinde, bütünleşerek güzelleştiğini
görüyoruz.
Ferforje
Ürünlerin Avantajları
* Dayanıklılıdır.
* Zerafetlidir.
* Güvenliklidir.
* Bakımı kolaydır.
* Çevreye saygılıdır.
* Uzun ömürlüdür. |